İçeriğe geç

Tomografi öncesi damar yolu açılır mı ?

Kayseri’de Bir Hastane Koridorunda Başlayan Gün

O sabah Kayseri’nin keskin soğuğu yüzüme çarparken içimde tuhaf bir sıkışma vardı. Sanki hava değil de bir şeyler içime doluyor, orada yer bulamayıp boğazıma kadar yükseliyordu. Annemle birlikte hastaneye giderken çok konuşmadık. Aslında konuşmak istedik ama ikimiz de aynı cümleye takılı kalmış gibiydik: “Bir şey çıkmaz inşallah.”

Hastane kapısından içeri girdiğimde o tanıdık koku beni yine yakaladı. Antiseptik, metal ve bekleyiş kokusu… İnsan bazı kokuları unutmaz, çünkü o kokuların içine karıştığı anılar vardır. Benim için hastaneler hep biraz yarım kalmış cümleler gibi.

Bugün yapılacak şey basitti aslında: Bilgisayarlı Tomografi için sıraya girecektim. Ama basit olan hiçbir şey, hastane duvarları arasında gerçekten basit hissettirmiyor.

Koridorda otururken elimdeki numaraya bakıyordum. Kalbim hızlı atıyordu ama nedenini tam bilmiyordum. Sanki kötü bir haber bekliyormuşum gibi değil de, hayatımın yönünü değiştirecek bir cümle az sonra söylenecekmiş gibi…

Ve o sırada aklıma takıldı:

Tomografi öncesi damar yolu açılır mı?

Bunu internette defalarca okumuştum ama burada, o beyaz ışıkların altında, insanın kendi başına yaşadığı şey başka bir anlam kazanıyordu.

Bekleme Salonunda İçime İşleyen Sessizlik

Herkese merhaba! Bugün Guleryuzcelikcati olarak sizlere “Tomografi öncesi damar yolu açılır mı” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.

Bekleme salonu doluydu ama tuhaf bir sessizlik vardı. Herkes kendi içine kapanmış gibiydi. Yanımda oturan yaşlı bir adam sürekli elindeki dosyayı açıp kapatıyordu. Karşı köşede genç bir kadın telefonuna bakıyor ama ekranı görmüyor gibiydi.

Ben ise sadece damar yolunu düşünüyordum.

Basit bir şeydi aslında. Bir iğne, bir bant, bir damar. Ama insan o iğnenin anlamını büyütüyor burada. Çünkü o iğne, içine girecek olan şeyin kapısıydı.

Kafamda sürekli aynı soru dönüp duruyordu:

“Ya damar yolunu bulamazlarsa?”

Kendime kızıyordum. 25 yaşında bir insanın böyle şeylerden korkmaması gerektiğini düşünüyordum ama bu düşünce korkumu azaltmıyordu. Sadece üstünü örtüyordu.

Annem elimi hafifçe sıktı. “Bir şey düşünme,” dedi.

Ama nasıl düşünmezdim? Düşünmek bile az geliyordu; hissetmek vardı burada.

Damar Yolunun Açıldığı O An

Adımı çağırdıklarında ayağa kalktım. O an sanki koridordaki sesler biraz daha uzaktan gelmeye başladı. Kapıdan içeri girdiğimde hemşirenin yüzündeki sakin ifade beni biraz rahatlattı.

“Tomografi için gelmişsin,” dedi.

Başımı salladım.

“Önce damar yolu açacağız.”

İşte o cümle… Basit ama içinde başka bir dünya barındıran cümle.

O an içimdeki bütün düşünceler aynı noktada toplandı. Demek ki evet, tomografi öncesi damar yolu açılıyordu. Bunu biliyordum ama bilmekle yaşamak aynı şey değildi.

Kolumu uzattım. Soğuk mendil sürüldü. O soğukluk bile insana bir şeylerin başlayacağını hissettiriyordu. Hemşire çok alışık olduğu bir iş yapıyordu, bu belliydi. Ama benim için o an sıradan değildi.

İğne yaklaştığında nefesimi tutmadım ama sanki bedenim kendi kendine kısa bir duraksama yaşadı. Hafif bir batma… sonra bir daha…

“Tamam,” dedi hemşire.

O kadar hızlı olmuştu ki, beklediğim korku bile yetişememişti. Ama içimde garip bir şey vardı: küçük bir rahatlama ile karışık büyük bir kırılganlık hissi.

Sanki hayatımın kontrolü bir anlığına başkasının eline geçmişti ve ben bunu ilk kez bu kadar net fark ediyordum.

Tomografi Odasına Giden Yol

Koridorda tekrar yürürken kolumda bantla sabitlenmiş damar yolu bana yabancı geliyordu. Sanki benim değilmiş gibi. Her adımımda onun varlığını hissediyordum.

Bir yandan da düşünüyordum: İnsan neden bu kadar küçük bir şeyden etkilenir?

Belki de mesele iğne değildi. Belki mesele, insanın kendi bedenine dışarıdan müdahale edilmesiydi.

Tomografi odasının kapısında beklerken içeri giren çıkan insanları izledim. Herkes bir şey yaşıyordu ama kimse uzun süre kalmıyordu. Sanki burası duyguların hızlı tüketildiği bir yerdi.

Adım çağrıldı.

İçeri girdim.

Oda loştu. Büyük makine, sessiz ama etkileyici bir şekilde ortada duruyordu. Bir an için kendimi küçük hissettim. Sanki bedenim değil de düşüncelerim taranacaktı.

Tekrar sordum içimden:

“Tomografi öncesi damar yolu açılır mı?”

Evet. Açılırmış. Ama şimdi anlıyordum ki bu soru sadece teknik bir bilgi değildi. Bu, insanın kendi kırılganlığıyla yüzleşme sorusuydu.

Makinenin İçinde Geçen Sessizlik

Beni sedyeye yatırdıklarında tavana baktım. O beyaz ışıklar gözümü biraz aldı.

“Hiç kıpırdama,” dediler.

Kolumdaki damar yoluna bir şey bağlandı. İçeriye giren soğuk bir his vardı. Sanki içimden bir şey akıyordu ama ben onu göremiyordum.

Makine çalışmaya başladığında sesler değişti. Ritmik, metalik, yabancı…

O an tuhaf bir şekilde çocukluğumu düşündüm. Kayseri’de kış sabahlarını, cam buğusunu, annemin sesini…

Hayatımın ne kadar hızlı geçtiğini ilk kez orada fark ettim. Sanki zaman, bu makinenin içinde farklı akıyordu.

Korkmuyordum aslında. Ama huzurlu da değildim. İkisinin arasında, adı olmayan bir yerdeydim.

Bir an içimden “Her şey yolunda mı?” diye sordum kendime.

Cevap yoktu. Sadece sesler vardı.

Çıktıktan Sonra Gelen Hafiflik

Makineden çıktığımda hemşire “Bitti,” dedi.

O kelime çok basitti ama üzerimde garip bir etki bıraktı. Sanki sadece işlem bitmemişti, bir şey daha kapanmıştı içimde.

Damar yolunu çıkarmadılar hemen. Bir süre daha kolumda kaldı. Ona bakarken düşündüm: İnsan bazen en küçük şeylere en büyük anlamları yüklüyor.

Koridora çıktığımda annem ayağa kalktı. Gözlerinde merak vardı.

“Nasıl geçti?” dedi.

Bir an düşündüm. Nasıl anlatılırdı ki bu?

“Bilmiyorum,” dedim. “Garipti.”

Gerçekten de garipti. Ne tam korku ne tam rahatlık… İkisinin arasında bir yerde, insanın kendini ilk kez bu kadar çıplak hissettiği bir andı.

O Günün Bende Kalan İzleri

Eve dönerken Kayseri’nin soğuğu yine yüzüme vuruyordu ama bu sefer farklıydı. Sanki içimdeki ses biraz daha sakinleşmişti.

Damar yolunun izi kolumda hafif bir morluk bırakmıştı. Ona baktıkça o anı hatırlıyordum. Küçük bir iğnenin nasıl büyük bir düşünceye dönüştüğünü…

O gün şunu anladım: İnsan en çok bilmediğinden değil, hissettiğinden korkuyor.

Ve belki de en çok merak ettiğim şey artık çok netti:

Evet, tomografi öncesi damar yolu açılır. Ama asıl mesele bu değilmiş. Asıl mesele, insanın kendi bedenine ve korkularına ne kadar yakın durabildiğiymiş.

O gün eve döndüğümde defterimi açtım. Uzun uzun bir şey yazdım. Ama en çok şunu hissettim:

Bazı günler sadece yaşanmaz. İnsan içinde büyür.

Guleryuzcelikcati okurlarıyla “Tomografi öncesi damar yolu açılır mı” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!

İlgili Makale: Tommy Hilfiger nedir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.sosyalforum.com.tr https://vogconcept.com.tr https://vendex.com.tr Sitemap
ilbet yeni girişbetexper güncel girişhttps://betexpergir.net/