Guleryuzcelikcati olarak “Gluteni kesersek ne olur” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!
Gluteni kesersek ne olur?
Merhabalar! Guleryuzcelikcati olarak “Gluteni kesersek ne olur” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.
Bunu ilk kez bir akşamüstü, Kayseri’de odamın penceresinden dışarı bakarken düşündüm. Günlük defterim açık, kalem elimdeydi ama yazmıyordum. İçimde garip bir karar kıpırtısı vardı. Sanki bir şeyleri değiştirmezsem ben değişecektim ve bu değişim beni korkutuyordu.
O gün kendime net bir soru sordum: Gluteni kesersek ne olur?
Cevap bilmiyordum. Ama içimde bir yer, bunun sadece mideyle ilgili bir şey olmadığını fısıldıyordu.
İlk karar: Kendime verdiğim sessiz söz
O gece defterime uzun uzun yazdım. Yazarken elim titriyordu.
“Yarın gluteni keseceğim.”
Bu cümleyi yazdıktan sonra durdum. Bir şey eksildi sanki. Sadece ekmekten, börekten, simitten bahsetmiyordum; alışkanlıklarımdan, çocukluğumdan, annemin mutfakta çıkardığı kokulardan bahsediyordum.
Kayseri’de büyüyen biri için hamur işi sadece yemek değildir. Bir bağdır. Bir hatıradır. Bir ev hissidir.
Ama yine de kendime şunu söyledim:
“Gluteni kesersek ne olur, gerçekten görmek istiyorum.”
O an içimde hem bir heyecan vardı hem de tuhaf bir korku. Sanki bir kapıyı aralayıp geri dönemeyecekmişim gibi.
Kayseri sabahları ve ekmeğin sesi
Ertesi sabah uyandığımda ilk işim mutfağa gitmek oldu. Ev sessizdi. Annem çoktan işe gitmişti. Masanın üstünde yarım ekmek duruyordu. Onu gördüğüm an içimde bir şey sıkıştı.
Normalde o ekmeği kızartır, üstüne peynir koyar ve düşünmeden yerdim. Ama o gün durdum.
“Ben bunu yemeyeceğim,” dedim kendi kendime.
İşte o an başladı her şey.
Gluteni kesersek ne olur sorusu artık bir düşünce değildi, bir eylemdi.
O sabah kahvaltıda sadece zeytin, peynir ve domates yedim. Doydum mu? Evet. Ama tatmin oldum mu? Hayır.
İçimde garip bir boşluk vardı. Sanki bir şey eksik kalmıştı ve ben o eksikliği tarif edemiyordum.
Fırın önünde geçen uzun bir öğleden sonra
O gün dışarı çıktım. Kayseri’nin sokakları her zamanki gibi canlıydı. Fırınların önünden geçerken o sıcak, tanıdık koku burnuma çarpıyordu. Simit, poğaça, taze ekmek…
Bir fırının önünde durdum.
Camın arkasında altın rengi simitler vardı. Parlıyordu resmen. İçimde bir ses “bir tane al” dedi.
Ama başka bir ses daha vardı:
“Gluteni kesersek ne olur, bunu unutma.”
O an kendimi garip bir savaşın içinde hissettim. Bir yanım eski ben, diğer yanım yeni bir ben.
Bir simide baktım, bir de elimdeki kararıma.
Sonra yürüdüm.
Ama itiraf etmeliyim, yürürken içimden bir şey koptu. Küçük ama acı bir kopuş.
Hayal kırıklığı: İlk gerçek düşüş
Üçüncü gün zor geldi.
Sabah uyanır uyanmaz açlık değil, özlem hissettim. Evet, yanlış okumadım. Özlem.
Ekmek kokusunu, sıcak poğaçayı, annemin “daha sıcak daha sıcak ye” diye seslenişini özledim.
Defterime yazdım o gün:
“Gluteni kesersek ne olur diye sormak kolaymış. Cevap yaşamakmış.”
O gün öğleden sonra bir arkadaşım aradı. Dışarı çıkalım dedi. Gittik. Bir kafeye oturduk. Masaya gelen tostları görünce içim burkuldu.
Arkadaşım bana baktı:
“Sen neden yemiyorsun?”
Cevap vermedim. Çünkü anlatırsam kırılacaktım.
İşte o an ilk kez hayal kırıklığını hissettim. Sadece gıdadan değil, kendimden de.
İçsel çatışma: Kendimle konuşmalarım
Geceleri daha çok düşündüm. Defterim artık bir günlük değil, bir tartışma alanıydı.
Bir sayfaya şunu yazdım:
“Gluteni kesersek ne olur?”
Altına cevap yazdım:
“Hayat biraz sessizleşir.”
Sonra durdum. Sessizlik kötü müydü?
Belki de ben sadece alışkanlıkların gürültüsüne bağımlıydım.
Ama yine de içimde bir eksiklik vardı. Bu eksiklik fiziksel mi, duygusal mı ayırt edemiyordum.
Bazı geceler kendime kızdım:
“Neden bu kadar büyütüyorsun?”
Bazı geceler ise umutlandım:
“Belki de kendimi daha iyi hissedeceğim.”
Umut: Küçük değişimlerin fark edilmesi
Bir hafta geçti.
Ve garip bir şey oldu.
Sabahları daha hafif uyanmaya başladım. Midemdeki ağırlık hissi azaldı. Bu küçük değişim beni şaşırttı.
Defterime bu kez farklı bir şey yazdım:
“Belki de gluteni kesersek ne olur sorusunun cevabı tamamen kötü değil.”
Ama hemen ardından başka bir şey ekledim:
“Ama mutlu da değilim.”
Çünkü mesele sadece beden değildi. Ruh da alışkanlık istiyordu.
Kayseri’nin sabahlarında yürürken artık fırınların önünden daha hızlı geçiyordum. Koku hâlâ vardı ama etkisi azalmıştı. Bu hem iyi hem kötüydü.
Günlük yazıları: Kendimi anlamaya çalışırken
Defterim artık en yakın arkadaşım olmuştu.
Bir sayfaya şöyle yazdım:
“Gluteni kesersek ne olur?”
“Belki beden değişir ama insan aynı kalmaz.”
Sonra uzun uzun düşündüm.
Gerçekten aynı mı kalıyordum?
Daha sabırlı mıydım? Daha bilinçli mi? Yoksa sadece kendimi bir şeye zorlayan biri miydim?
Bir gün annem defterimi gördü. Bir şey demedi ama gözleri uzun süre bende kaldı.
Sadece şunu söyledi:
“Yemek sadece yemek değildir.”
O cümle günlerce kafamda döndü.
Sosyal hayatın değişimi ve sessiz kopuşlar
Arkadaş buluşmaları zorlaşmaya başladı. Herkes bir şeyler yerken ben izliyordum.
Başta bu bana güçlü hissettirdi.
Ama zamanla yalnızlık gibi hissettirmeye başladı.
Bir akşam arkadaşım dedi ki:
“Bu kadar dikkat etmeye değer mi?”
Cevap veremedim.
Çünkü ben de bilmiyordum.
Gluteni kesersek ne olur sorusu artık sadece sağlıkla ilgili değildi. Arkadaşlıkla, alışkanlıkla, aidiyetle ilgiliydi.
Kırılma anı: Bir dilim ekmek
Bir gün dayanamadım.
Evde yalnızdım. Masada taze ekmek vardı. Sadece bir dilim kopardım.
Uzun süre baktım.
Sonra yedim.
O an tuhaf bir şey oldu. Suçluluk hissetmedim. Ama rahatlama da hissetmedim. Sadece… normal hissettim.
Ve işte o an fark ettim:
Belki de mesele tamamen bırakmak ya da tamamen devam etmek değildi.
Belki de dengeydi.
Yeniden düşünmek: Kesmek mi, anlamak mı?
O geceden sonra defterime yeni bir şey yazdım:
“Gluteni kesersek ne olur?”
“Belki de soru yanlış.”
Durup düşündüm.
Asıl soru belki de şuydu:
“Ben neden değişmek istiyorum?”
Bu soru daha ağırdı.
Çünkü artık mesele ekmek değildi. Benim kendimle ilişkimdi.
Son günlerde: Kabul ve yumuşama
Şimdi geriye dönüp baktığımda her şey daha net değil, daha bulanık.
Ama bu bulanıklık kötü değil.
Sabahları bazen glutensiz yiyorum, bazen eski alışkanlıklarıma dönüyorum. Kendimi bir tarafa zorlamıyorum artık.
Çünkü anladım ki bazı soruların cevabı tek yönlü değil.
Gluteni kesersek ne olur?
Belki beden hafifler.
Belki ruh zorlanır.
Belki insan kendini yeniden tanır.
Ama en önemlisi şu:
İnsan, kendi kararlarının içinde kendini bulur.
Ve ben Kayseri’de, küçük odamda, defterimin sayfalarında bunu yavaş yavaş öğrendim.
Okumaya Değer: Dost kara günde belli olur atasözü mu ?
İlgili Makale: Elektrikli çay kazanı açık kalırsa ne olur ?