Komünist Olmak Ne Demek?
Komünist olmak ne demek? Bu soruyu soranlar genellikle kafasında “komünist” deyince Lenin’i, Karl Marx’ı ya da Che Guevara’yı canlandırır. Sonra da bu soruya verilecek cevapla hayatları değişebilir. Ama aslında bu soru o kadar basit değil. “Komünist olmak” kelimesinin ne kadar geniş bir anlam yelpazesi sunduğunu anlamak için biraz derinlere inmemiz gerekiyor. Ama tabii, bunu yaparken de bir yandan biraz espri yapıp gülerek anlatacağız. Çünkü ne de olsa, bizler de hayata bir parça mizah katmak zorundayız, değil mi?
Komünist Olmak: Herkesin Bildiği Bir Terim, Kimsenin Tam Olarak Anlamadığı Bir Kavram
Komünist olmak demek, dünya çapında büyük bir devrimin parçası olmak demek değildir. Yani, en azından benim için değil. Bir kere, sabah işe gittiğimde elimde devrim bayrağım falan yok. Ama evet, bir gün sokakta Lenin’in heykelinin önünden geçerken, “Vay be, ben de böyle bir sistemin içinde yer aldım” diye hayal etmişliğim vardır. Durumun farkında mıyım? Evet! Ama biraz daha geri planda kalarak, biraz daha küçük hedeflerle işe koyuluyorum. Zaten bu hayatta, kimse Marx’ın devrimci teorilerini çarşıda pazarda anlatmaz, değil mi?
Komünist olmak demek, genelde herkesin içini karıştıran bir şeydir. Ama bir yandan da ne de olsa bir ideoloji, değil mi? Yani ben her şeyin eşit olmasını istiyorum, öyle değil mi? Tıpkı bu sabahki kahvaltımda olduğu gibi. Peynirin bir parçası benden daha büyük, diğer parça ise neredeyse kaybolacak kadar küçük. “Hadi be, eşitlik nerede?” diye isyan ediyorum ama pek sesimi duyurabilene rastlamadım.
Komünist Olmanın Gündelik Hayatta Yansıması
Şimdi bir komünistin hayatına dair birkaç anekdot paylaşayım, mesela geçen gün arkadaşlarla dışarıda bir kafeye gittik. Orada biraz sohbet ettik, işte gündelik meselelerden bahsettik. Ben de bir ara konuya gireyim dedim: “Arkadaşlar, ne dersiniz? Kapitalizm diye bir şey var, bakın…”, dedim. Herkes gözlüklerini bir güzel taktı, biri telefonunun ekranına odaklandı, diğeri ise bir yudum kahve içip “Vallahi ben anlamadım” dedi. Ve ben, yine bu devrimci ruhla devam ettim: “Bir dakika, anlamadınız mı? Sizin de elinizdeki telefon, bu kapitalist sistemin eseri, görmüyor musunuz?” Hadi şimdi buna ne diyeceksiniz, dedim. Birkaç saniye ses yok. Sonra herkes ne olduysa “Bir tane daha alalım mı, sipariş verelim mi?” diye soruyor. Yani, bana ne oldu? Ben yine toplumsal eşitlikten falan bahsediyorum, onlar kahve içmeye devam ediyorlar. Hayat bazen bu kadar garip.
Bir Komünistin “Eşitlik” İçin Yaptığı Çalışmalar
Komünist olmak, genelde çok ciddi bir şey gibi gözükse de bence aslında biraz da pratikte basitleşiyor. Mesela bir komünist, her zaman her şeyin eşit olması gerektiğini savunur, ama bu eşitlik bazen çok da gözle görülür olmayabiliyor. Hayatımda her şeyin eşit olması gerektiğini savunuyorum ama bugün de işte şu oluyor: Kardeşimle evde kalıyorduk, “Hadi gel, bilgisayar oyununu oynayalım” dedim. Ne mi oldu? Tabii ki benim oyuncu karakterim biraz daha güçlüydü, ama ona kendimce bir eşitlik yaratmak için o karakteri biraz daha zorlayarak dövüştüm. Sonra da dedim ki: “Bak, işte bu adil bir yarıştı!” Kendimce eşitlik sağlıyorum ama bir yanda da ona kötü davranmıyor muyum? Evet, ama kimseyi kırmıyorum, ne de olsa bir komünistin kalbi her zaman büyüktür, değil mi?
Kendime ve Topluma Karşı Sorumluluklarım
Komünist olmak, bazen topluma karşı sorumluluk duygusunu da beraberinde getiriyor. Tabii ki bu sorumlulukları yerine getirmeye çalışıyorum ama bazen işler biraz zorlayıcı oluyor. Bu sabah kahvaltıda, markete gidip poşet almak yerine, kendi poşetimi getirmeye karar verdim. Neyse ki, o kadar yüklendim ki eve dönerken poşetim üstüme devrildi. Bir nevi doğal felaket yaşadım! Komünist ruhunu yaşatmaya çalışırken, pratikte bazı zorluklarla karşılaşıyoruz, ama insan düşünmeden edemiyor: “Yani, çevreyi koruyarak da kapitalizme karşı bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, değil mi?” Tabii ki, düşüncelerim derin, ama sabahları kahvaltıda poşet taşıyamamak da hayatın tadı. Ama işte, her şeyin dengeyi bulması gerektiği gibi, bir komünist de bazen kendi karikatürüne dönüşebiliyor.
Sonuç Olarak, Komünist Olmak Ne Demek?
Komünist olmak demek, sadece eşitliği savunmak değil; aynı zamanda o eşitliği pratiğe dökerken bazen de kendi kendine gülüp geçmek demek. Yani, karşınıza çıkan her eşitsizlikle savaşmak, her fırsatta eşitliği sağlamak ama aynı zamanda hayatın tadını da çıkarmayı unutmak demek. Bir komünist, zaman zaman çok ciddi bir ideolojinin savunucusu olabilir, ama bazen de arkadaş grubuyla birlikte gülüp eğlenirken kendini, küçük eşitsizliklerle olan mücadelesinin içinde bulur. Yani, gerçek anlamda komünist olmak, dünyayı değiştirmek isteyen birinin hayatı karışık ve eğlenceli bir yolculuğu olmalı. Kim bilir, belki bir gün en büyük devrim, biraz daha gülerek yapılır…