Evrensel Gazetesi Hangi Parti? Tarihsel Bir Perspektiften Evrensel’in Siyasi Kimliği
Evrensel gazetesi hangi parti hakkında güvenilir bir başlangıç yapmak isteyenler için Guleryuzcelikcati olarak bu içeriği hazırladık.
Geçmişe dönüp baktığımızda, bugünkü siyasi tartışmaların aslında ne kadar uzun bir hikâyenin devamı olduğunu görmek insanı ister istemez düşündürüyor. Evrensel gazetesi hangi parti? sorusu da yalnızca bir gazetenin hangi siyasi çevreye yakın olduğunu öğrenme meselesi değil; Türkiye’de sol basının, işçi hareketinin ve sosyalist siyasetin son otuz yıldaki dönüşümünü anlamak açısından da önemli.
1995: Evrensel hangi ortamda doğdu?
Evrensel’in ilk sayısı 7 Haziran 1995’te yayımlandı. Gazete, Soğuk Savaş’ın sona erdiği, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı ve neoliberal politikaların dünya çapında güç kazandığı bir dönemde ortaya çıktı. Kendi tarih anlatısında bu dönemi, sosyalizmin yenilgisinin ilan edildiği ve işçi sınıfının siyasal ağırlığının sorgulandığı yıllar olarak değerlendiriyor. Evrensel+1
Gazetenin kuruluş sürecinde yalnızca profesyonel gazeteciler değil, sendikacılar, işçiler, sol aydınlar ve emek hareketi içerisindeki çeşitli çevreler yer aldı. İhsan Çaralan’ın kuruluş sürecine ilişkin anlatımı, farklı kentlerde işçiler, kamu emekçileri, sendikacılar ve gençlik çevreleriyle toplantılar yapıldığını gösteriyor. Evrensel
Bu nedenle Evrensel’i yalnızca klasik anlamda bir “haber gazetesi” olarak değerlendirmek eksik kalır. Gazetenin kuruluş felsefesinde işçi sınıfının gündemini görünür kılmak ve emek hareketiyle organik bir bağ kurmak başından itibaren belirleyici olmuştur.
Evrensel hangi partiye yakın?
Sorunun kısa cevabı şudur: Evrensel, siyasi çizgi olarak Emek Partisi’ne (EMEP) yakın olan sosyalist bir gazetedir. Ancak “EMEP’in resmi parti gazetesi” demek ile “EMEP çizgisine yakın, sosyalist bir yayın” demek arasında önemli bir fark vardır.
Nitekim farklı kaynaklar Evrensel’i EMEP ile bağlantılı ya da EMEP’e yakın bir yayın olarak tanımlıyor. Birleşik Krallık kaynaklarına dayanan bir ülke raporunda da Evrensel, EMEP’in yayınları arasında gösterilmiş; ancak başka kaynaklarda gazetenin işçi sınıfı basını ve bağımsız bir yayın olarak nitelenmesi tercih edilmiştir. ECOI+1
Belgelere dayalı olarak daha isabetli ifade, Evrensel’in EMEP ile güçlü tarihsel ve siyasal bağlara sahip sosyalist bir gazete olduğudur. Gazetenin kendisi de yayın çizgisini işçiler, emekçiler ve ezilenlerin perspektifinden tanımlamaktadır. Evrensel+1
EMEP ile tarihsel bağ nasıl oluştu?
Emek Partisi 1996’da resmen kuruldu. Evrensel ise bir yıl önce yayın hayatına başlamıştı. Dolayısıyla gazete, parti kurulmadan önce var olan daha geniş bir işçi ve sosyalist hareket içerisinden çıktı.
Bu ayrıntı önemli. Çünkü kronolojik olarak bakıldığında “Evrensel önce kuruldu, EMEP sonra kuruldu” demek mümkündür. Bu nedenle gazetenin tarihini yalnızca bir siyasi partinin yayın organının tarihi şeklinde okumak, kuruluş sürecinin toplumsal arka planını daraltabilir. EMEP’in kendi tarih anlatımında da bazı işçilerin Evrensel’in kuruluş çalışmalarında yer aldıktan sonra partileşme sürecinde aktif rol aldığı görülüyor. Emek Partisi (EMEP)
1996: Metin Göktepe ve ilk büyük kırılma
Evrensel’in tarihinde en önemli dönemeçlerden biri, muhabir Metin Göktepe’nin 8 Ocak 1996’da gözaltında öldürülmesiydi.
Göktepe, Ümraniye Cezaevi’nde hayatını kaybeden iki tutuklunun cenazesini izlemek üzere Alibeyköy’e gitmişti. Burada gözaltına alındı ve daha sonra Eyüp Kapalı Spor Salonu yakınlarında ölü bulundu. İçişleri Bakanlığı müfettişleri 49 polis hakkında yargılama talep etti; dava önce Aydın’a, ardından Afyon’a taşındı ve 2000 yılında bazı polisler hakkında hapis cezaları kesinleşti. Evrensel+1
Göktepe’nin “Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar” sözünün gazetecilik hafızasında kalmasının nedeni de burada yatıyor. Bianet
Göktepe olayı, Evrensel’in kendisini neden “emek ve ezilenlerden yana” bir gazetecilik anlayışıyla tanımladığını anlamak açısından kritik bir tarihsel belgedir. Bugün basın özgürlüğü, gazetecilerin güvenliği ve siyasi kutuplaşma tartışılırken 1990’ların bu deneyimleri hâlâ güncel bir arka plan oluşturuyor.
2000’ler: Yasaklar, isim değişiklikleri ve Kürt meselesi
Gazete 1990’ların sonu ve 2000’lerin başında çeşitli kapatma ve toplatma kararlarıyla karşılaştı. Bu dönemlerde Emek, Yeni Evrensel ve Günlük Evrensel gibi farklı adlarla yayınını sürdürdü. Evrensel+1
Özellikle Kürt meselesi, insan hakları ve devlet politikalarına ilişkin yayınlar gazetenin karşılaştığı hukuki baskıların önemli başlıkları arasındaydı. Böylece Evrensel’in siyasi kimliği yalnızca ekonomik meselelerdeki işçi haberleriyle değil, demokrasi, savaş, barış, Kürt sorunu ve devlet-toplum ilişkileri üzerinden de şekillendi.
2010’lar ve 2020’ler: Sosyalist basının yeni sınavı
Türkiye’de medya sahipliğinin büyük sermaye gruplarında yoğunlaşması ve dijital medyanın yükselişi, Evrensel gibi geleneksel işçi basını örnekleri için yeni bir dönem başlattı.
2024’te yayımlanan akademik bir çalışma, Evrensel’i açık biçimde “sol-sosyalist perspektife sahip” ve işçi sınıfının sorunlarına ağırlık veren bir gazete olarak tanımlıyor. Çalışma ayrıca 2019-2022 arasında Basın İlan Kurumu tarafından uygulanan ilan ve reklam kesintilerini inceliyor. DergiPark
Burada tarih ile bugün arasındaki paralellik özellikle dikkat çekici: 1990’larda toplatma ve kapatma kararlarıyla karşılaşan bir yayın, sonraki yıllarda ekonomik ve kurumsal mekanizmalar üzerinden yeni baskı biçimleriyle karşılaşmıştır.
Peki Evrensel bir “parti gazetesi” midir?
Bu soruya verilecek cevap, “parti gazetesi” kavramının nasıl tanımlandığına bağlıdır.
Evrensel’in sosyalist ve emek eksenli bir yayın çizgisi olduğu açıktır. EMEP ile tarihsel ve siyasal yakınlığı da güçlüdür. Fakat gazetenin kuruluşu EMEP’in kuruluşundan önce gerçekleşmiştir ve kuruluşunda farklı sol çevrelerden gazeteciler, işçiler ve sendikacılar bulunmuştur. Evrensel+1
Bu nedenle “Evrensel hangi parti?” sorusunun daha doğru karşılığı şudur: Evrensel, EMEP’e yakın duran, sosyalist dünya görüşünü ve işçi sınıfı perspektifini merkeze alan bir gazetedir.
Geçmiş bugün için ne söylüyor?
Bir gazetenin siyasi kimliğini anlamak için yalnızca bugünkü manşetlerine bakmak çoğu zaman yeterli değildir. Evrensel örneğinde kuruluş tarihi, 1990’ların neoliberal dönüşümü, işçi hareketinin gerilemesi, Metin Göktepe cinayeti, kapatma kararları ve sonraki medya politikaları birlikte okunmalıdır.
Belki asıl soru da burada başlıyor: Bir gazetenin siyasi bir çizgiye sahip olması, onun gazeteciliğini değerlendirmede tek başına yeterli midir? Yoksa haberciliği; kullandığı kaynaklar, belgeler, ele aldığı toplumsal kesimler ve iktidar ilişkilerine yaklaşımı üzerinden ayrıca mı değerlendirmeliyiz?
Benim açımdan Evrensel’in tarihine bakarken en dikkat çekici nokta, Türkiye’de basının yalnızca “haber verme” işlevinden ibaret olmadığını hatırlatmasıdır. Gazeteler aynı zamanda toplumdaki sınıfsal, siyasal ve kültürel mücadelelerin hafızasını taşır. Bu nedenle Evrensel’in tarihini anlamak, yalnızca “hangi parti?” sorusuna cevap vermek değil; Türkiye’de solun, işçi hareketinin ve muhalif basının geçirdiği dönüşümü anlamaya çalışmaktır.
Guleryuzcelikcati okurları için hazırlanan Evrensel gazetesi hangi parti içeriği burada sona eriyor.